Dünya ekonomisinde balon korkusu / Tetikçi aranıyor

Birinci Dünya Savaşı'nı hatırlarsınız. O meşhur bir Sırp'ın Avusturya Arşidükü'nü öldürmesiyle fitil ateşlenmiş ve dünya birbirine girmişti. Gelelim günümüze…  Pandemi dolayısıyla tüm dünyada ekonomilerde sıkışma kaçınılmaz oldu. Üretim düştü ama tüketim üretim kadar düşmedi. Hane halkı gelirleri düştü… Dolayısıyla ana dengeler sarsıldı. Peki bizi ne bekliyor?.. Bayram Başaran'ın analizi

PAYLAŞ
Dünya ekonomisinde balon korkusu / Tetikçi aranıyor
Birinci Dünya Savaşı’nı hatırlarsınız. O meşhur bir Sırp’ın Avusturya Arşidükü’nü öldürmesiyle fitil ateşlenmiş ve dünya birbirine girmişti. Gelelim günümüze…  Pandemi dolayısıyla tüm dünyada ekonomilerde sıkışma kaçınılmaz oldu. Üretim düştü ama tüketim üretim kadar düşmedi. Hane halkı gelirleri düştü… Dolayısıyla ana dengeler sarsıldı. Peki bizi ne bekliyor?.. Bayram Başaran'ın analizi

BAYRAM BAŞARAN 
(AKAJANS) - 

Birinci Dünya Savaşı’nı hatırlarsınız. O meşhur bir Sırp’ın Avusturya Arşidükü’nü öldürmesiyle fitil ateşlenmiş ve dünya birbirine girmişti.

Aslında dünya o güne kadar zaten şişmiş zaten savaş kaçınılmaz olmuş ve biri fitilini ateşlemişti. Buna bir örmek de Türkiye’den verelim. 2001 krizini hatırlayalım… Orada da kriz kaçınılmaz olmuş, ekonomi verileri ve Merkez Bankası bilançosundan bu okunuyordu. Tetiği kim çekecek derken zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in dönemin Başbakanı Ecevit’e anayasa kitabı fırlatmasıyla tetik çekilmiş oldu.

Gelelim günümüze…

 Pandemi dolayısıyla tüm dünyada ekonomilerde sıkışma kaçınılmaz oldu. Üretim düştü ama tüketim üretim kadar düşmedi. Hane halkı gelirleri düştü… Dolayısıyla ana dengeler sarsıldı.

Krize hazırlıksız yakalanan siyasiler tüm dünyada devlet harcamalarını kısma yerine para basarak, kredi musluklarını genişleterek ve faizleri düşürerek inanılmaz bir parasal genişlemeye neden oldular.

Şimdi dünyada tartışılan temel iki konu var: Karşılıksız basılan paralar nasıl emilecek ya da emilebilecek mi? Teminatlandırılmadan verilen krediler nasıl ödenecek? Ekonomiler parasal genişlemeler kadar büyümezse ki- şu an durum bu- paraların değeri korunabilecek mi? Yani alım güçlerinin düşmesi engellenebilecek mi?

Bunu somut rakamlarla şöyle anlatalım: 2019 yılında dünya Merkez Bankalarının lideri olarak kabul edilen ABD Merkez Bankasının (Fed) bilançosu 980 milyar dolat seviyesindeydi. Şimdi 8,5 trilyon dolara ulaştı. Yetmedi her ay piyasaya 120 milyar dolar da para sürdü. Faizler negatife indi neredeyse...

 Peki ekonomilerdeki büyümeler bu kadar oldu mu? Yani 8 kat büyüdü mü? Hayır rakamlar ortada yarısından az.

Sonuçta dünyanın en güçlü para birimi ABD doları bile enflasyon altında ezildi. Doların satın alma gücü düştü. Euro da yen de, sterlin de Çin Yuanı da özellikle üretici fiyatlarındaki artışı karşısında eridi alım gücü düştü.

Türkiye’yi saymıyorum bile…

Fed’in dün (09.11.2021)  yayımladığı finansal istikrar raporu aslında çok önemli. Bunu öngörmüşler ve üstü örtülü anlatıyorlar…

Kripto para korkusu da cabası… Diğer paralar değer kaybedence nereye kadar şişeceği belli olan kripoto paralar ve altın en güvenli liman oldu. Özellikle yatırımlarda dolardan ve milli paralardan uzaklaşmaya başladı. İşte bu çok tehlikeli… Devletler para basmaya daha ne kadar devam edecek, dibi var mı? 

Düşük faizler daha ne kadar sürebilir?

Görünen o ki yatırımcılar, düşük faize gitmek istemiyor. Onun yerine daha büyük riskli kripto para ve altına yöneliyor. Bu da devletlerin borçlanmalarında sıkıntı oluşturmaya başladı… 

İşte bu kıskaç balonu nerde patlatacak tetiği hangi ekonomik aktör ne zaman çekecek?… Sonuç kaçınılmaz; ekonomik tetikçi kim olacak acaba?

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN