'Dünya krizinin yeni merkezi ABD olacak'

AKAJANS Ekonomi Editörü Bayram Başaran: ABD'deki karmaşa devam ederse -ki sinyaller o yönde- TL dolar karşısında değer kazanır. Bütçe açığı yüzde 3,5 olursa TL yine değer kazanır. TCMB faiz artırırsa TL yine değer kazanır. Bunların üçünden biri olursa TL yine değer kazanır ama halkın alım gücü düşer.

PAYLAŞ

BAYRAM BAŞARAN >> EKO-ANALİZ
(AKAJANS) - Dünyada pandemi dolayısıyla 15 senede olması gerekenler bir anda oldu. ABD’de ise 150 senedir ilk kez toplumsal çatlak meydan geldi. Bunun mutlaka ekonomik sosyal sonuçları olacaktır.
ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’ın yemin törenindeki konuşmasını dikkatle izledim. Toplumda oluşan bu çatlağı nasıl tamir edeceğinden çok endişeli. Donald Trump’ın giderayak yaptığı konuşmada "Kısa süre sonra geri geleceğiz" demesi ABD’nin çok şeye gebe olacağının işaretleriydi.


Dünya krizinin yeni merkezi


Artık ABD eski dünyayı domine eden bir ülke olamayacak gibi görünüyor. ABD eski gücünü bulamayacak gibi duruyor. ABD’li ekonomistler de bunu teyit ediyorlar ve şu yorumda bulunuyorlar: “Dünya krizinin yeni merkezi ABD olacak.” 
Evet; belirtiler ABD’li siyaset bilimciler ve ekonomistlerin öngörülerini doğrular nitelikte. O zaman şu soru çok önemli: “Gerek ekonomik olarak gerekse siyasi olarak dünyayı domine eden ABD hasta olursa neler olabilir?”
2000’li yıllarda en çok konuşulan şablon ifade “ABD nezle olursa dünya hasta olur” şeklindeydi. Doğru muydu? Evet doğruydu. Ya şimdi? Bence dünya artık hasta değil grip olur. 

‘Dünya krizinin yeni merkezi ABD olacak’


TL dolar karşısında değer kazanabilir


Bu durum ABD ekonomisinin eskisi gibi olmayacağına işaret. Durum böyle olunca da birçok ülkenin parası ABD doları karşısında değer kazanabilir. Bu  Türk lirası (TL) için de geçerli. TL -bugünkü konjonktür için söylüyorum- ABD doları karşısında değer kazanabilir. Bu ortam var mı, var. Zaten bunun emarelerini göstererek bir süredir 7,50’lerin altına geldi.


Türkiye’nin ev ödevi: Ekonomik program ve ekonomi yönetiminin siyasi etkiden arındırılması

Önemli olan Türkiye’nin ne yapacağı, nasıl bir ekonomik program yapacağı, ekonomistleri ne kadar dikkate alacağı? 
Siyasilerin ekonomiye ne kadar az müdahale edecekleri ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ne kadar bağımsız hareket edeceğine bağlı.


Gerçekte bütçe açığı ne kadar?


Geleceğe yönelik iki önemli saptama var: Birincisi bütçe açığının yüzde 3,5 olarak hesaplanması. Önce şuradan başlayalım. Geçen sene pandemi öncesinde bütçe açığı yaklaşık 138  milyar TL idi. Pandemi ile beraber yaklaşık 101 milyar TL artarak 239 milyar TL’ye yükseldi. Gerçekleşen rakam ise 172,7 milyar TL. Rakamlar baş döndürücü, hedef ve sapmalar çok büyük. Bir de 100 milyar artıyor, bir anda 66,5 milyar değişiyor. İktisat kurallarının tamamen tersine.
Yeni bütçe de Meclisten geçti. Milletvekillerinin de incelemediği ortada. Meclisten geçen bütçedeki açık yaklaşık 245 milyar lira. Yeni Ekonomi Bakanımızın açıklamasına göre yüzde 3,5 yani yaklaşık 86 milyar TL.

Dışardan birisi baksa bu ülkede kimse ekonomiyi bilmiyor diyecek; peki ne oldu da Meclise teklif edilen bütçedeki açık üç ay sonra bütçe açığı 245 milyar TL’den yaklaşık 86 milyar TL’ye indi diye…
O nedenle bence en doğrusu ay sonunda açıklanacak yeni ekonomi programı görmek lazım. Buna göre yeni bütçe nasıl tasarlanacak onu görmek lazım...


Bütçe açığını düşürmek için…


Ama en önemlisi şu: Bütçe açığı pandemi döneminde bu kadar indirilirse ne olur?
Bütçe açığının bu kadar hızlı düşürülmesi için birkaç önemli yol var:


Birincisi çok önemli tasarruf yapmak lazım. Pandemi döneminde bu kadar büyük tasarruf ekonomiyi nasıl etkiler? Bence kavrulur ekonomi.


İkinci yol ise vergileri artırmak gerekir. Pandemi döneminde hizmetler sektöründe bu kadar sıkıntı yaşanırken iç tüketim azalırken en azından artmazken vergi artışı nasıl olacak?


Üçüncü yol biraz tasarrufu artırmak, biraz vergi gelirleri biraz da cezaları artırmak. Bu pandemi döneminde nasıl olacak?


Dördüncü yol ise enflasyon vergisi.


Şu an 4 yol da içeride sıkıntıyı artıracak gibi duruyor.


1 Ocaktan bu yana gelen gerek kamusal zamlara gerekse özel sektörde olan zamlara baktığımız zaman enflasyon önemli ölçüde artacak gibi duruyor. 
Bence bütçe açığını düşürmek önemli ama hedefleri iyi belirlemek gerek? Yoksa zikzaklar önceki senelerde olduğu gibi oldukça yüksek olabilir. Tüm dünyanın sürekli para bastığı dönemde -ki bugünkü veriler ABD’nin son 150 yılın en çok parasını bastığını gösteriyor-  bu kadar sıkı bütçe epey zor gibi görünüyor. O nedenle daha yumuşak geçiş yapmak gerek. Ay sonunda hedefleri, 6 ay sonra da ilk sonuçları görceğiz.


Merkez Bankası faiz artırmalı mı?


Bugün 14.00’te Merkez Bankası toplantısı var.  Bana göre bugün için ihtiyaç yok. Ama Merkez Bankası döviz rezervi güçlü tutmak için enflasyonun yüksek çıkacağını öngörerek 1 puan artırabilir. Bu artış olursa da bilin ki ocak ay enflasyonu yüksek çıkabilir.
Bugün göreceğiz.


Ne olacak?


Tüm bunların onucunda ne olur? ABD’deki karmaşa devam ederse - ki sinyaller o yönde - TL dolar karşısında değer kazanır. Bütçe açığı yüzde 3,5 olursa TL yine değer kazanır. Merkez Bankası faiz artırırsa TL yine değer kazanır.
Bunların üçünden biri olursa TL yine değer kazanır ama halkın alım gücü düşer...
Bekleyip göreceğiz.

bayram@akajans.net

Akajans

Bayram Başaran

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN