Ülkelerin uyuşturucuyla mücadele stratejisi nasıl olmalı?

Uyuşturucuyla mücadele konseptinde 'topyekûn savaş' seçeneğinin mi yoksa daha yumuşak tedbirlerin mi etkili olduğu hala tartışma konusu. Akajans muhabiri bu mücadele stratejilerini analiz etti.

PAYLAŞ

(AKAJANS) - 1971 yılında ABD Başkanı Richard Nixon, ülkenin en büyük sorununun uyuşturucu olduğunu söyledi ve uyuşturucuya karşı tarihteki en büyük savaşı başlattı. ABD bütçesinden milyarlarca dolar harcandı. Dünya genelinde uyuşturucu sektörü darbe aldı. Uyuşturucu üretimi ve satımından tutuklanan insan sayısı arttı. Karteller arasında savaşlar çıktı. Birçok insan öldü. Bunun yanında etkilenen sadece uyuşturucu sektörü olmadı. Latin Amerika ülkelerinde krizler yaşandı. Bundan Türkiye de nasibini aldı. Afyon üretimi sebebiyle Türkiye’ye yaptırım uygulanmadı. Bunun sonucunda Türkiye’de büyük bir ekonomik kriz yaşandı.

40 yıldır süren bu savaşta zarar gören çok şey oldu fakat uyuşturucu pazarı zarar görmedi. Dünyada uyuşturucu ticaretinde dönen para azalmadı. Varlığı sona eren kartellerin yerini yenileri aldı. Hatta bu kartellerin yeni teknikler geliştirmesine önayak oldu. Son 10 yılda Meksika’da yüzbinlerce insan uyuşturucu sebebiyle öldü. Hala insanlar kolaylıkla uyuşturucuya erişebiliyor. 18 yaş altı bir çocuğun uyuşturucuya ulaşması neredeyse alkol alması kadar kolay. Peki nerede yanlış yapıldı? Uyuşturucu sorunu neden çözülemedi?

 Uyuşturucu pazarının farklı kuralları bulunmaktadır. Ürünün satış fiyatı ne kadar artarsa artsın veya ne kadar azalırsa azalsın ona bağımlı olduğu için alacak insanlar vardır. Pahası ne olursa olsun uyuşturucu tüketilecektir. Bu sebeple arz ne kadar darbe alırsa alsın talebin fazla olması nedeniyle kendini toparlayabilir.

ABD’nin başlattığı bu savaşta odaklanılan uyuşturucu üreticileri ve satıcılarıydı. Birçoğu tutuklandı, sonra eskilerin yerini yenileri aldı. ABD’deki üreticilerin yerini Meksikalılar aldı. Onların yerini de Kolombiyalılar…

İsviçre’nin yaşadığı kriz

Uyuşturucuyla mücadelede başka yöntem bir yöntem izleyenler de oldu. 1980’li yıllarda İsviçre’de eroin sebebiyle kriz yaşanıyordu. Eroin kullanım sayısı artmış, buna paralel olarak da eroin sebepli sağlık problemleri ve cinayetler artıyordu. Hükûmet yeni bir strateji denedi. Bağımlılar için özel hastaneler kuruldu. Bağımlılığı olan insanlara tedavi uygulandı. Eroine erişim ücretsiz hale getirildi.  Bu insanlara ev ve iş sağlandı. Bu politika sonucunda İsviçre’de eroin sebepli ölümler yarı yarıya azaldı. İnsanlar hayat kalitesi arttı. Cinayetler bitme noktasına geldi. Eroin kullanımı azaldı.

ABD’nin başlattığı ve 40 yıldır devam eden uyuşturucuya karşı savaşta birçok insanı hayatını yitirdi. Bu süreç ülke bütçesine büyük yük olurken insan hakkı ihlallerine de sebep oldu. Hepsi de ulaşılamayacak bir hedef uğruna…

Peki ama hangi yöntem?

Sadece daha ucuz olmakla kalmayıp, aynı zamanda işe yarayan yöntemler de var. Hollanda ve İsviçre gibi diğer bazı Avrupa ülkelerinin uyguladığı uyuşturucunun yasallaştırılması ve bağımlı olan insanlara destek verilmesi gibi politikaların daha sonuç verdiğini savunanlar da bulunmakta.

Uyuşturucuyla mücadele konseptinde “topyekûn savaş” seçeneğinin mi yoksa İsviçre ve Hollanda örneğindeki gibi daha yumuşak tedbirlerin mi etkili olduğu hala tartışma konusu.

Hangi yöntem daha etkili olursa olsun şu bir gerçek; mafya ile/arzla mücadelenin de öncesinde talebi oluşturan şartları ortan kaldırmak; bataklıkla mücadele etmek çözüme en yakın seçenek gibi duruyor.

 

    

 

Akajans

Kemal Erdoğan

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN